PLC öğreniyorum
yeni başlayanlar ve bilgilerini tazelemek isteyenlere faydalı bir döküman incelemenizi tavsiye ederim
indir
PLC animasyonları

animasyonları indirmek için tıklayınız (şifre:www.kontrolkalemi.com)
Kumanda Devreleri Örnekleri
02. Bir fazlı motorun devir yönünü değiştirme
03. Bir kumanda merkezli Yıldız-Üçgen yol verme
04. Dahlender motora buton ve kontak emniyetli yol verme
05. Dahlender motoru iki kumanda merkezli çalıştırma ve devir yönü değiştirme
06. Dahlender motorun dinamik frenleme ile durdurulması
07. Dahlender motorun düşük devirden yüksek devire otomatik geçişi
08. Dört katlı bir bina için basit kumandalı asansör devre şeması
09. İki kumanda merkezli ve devir yönü değiştirilen motorun dinamik frenleme ile durdurulması
10. İki kumanda merkezli Yıldız-Üçgen yol verme
11. İki kumanda merkezli Yıldız-Üçgen yol verme ve Devir yönü değiştirme
12. Koruyucu elemanların kullanıldığı otomatik kumanda devresi
13. Otomatik enversör şalter ile devir yönünün değiştirilmesi
14. Otomatik Yıldız-Üçgen yol verme ve Dinamik Frenleme ile Durdurma
15. Rotoru sargılı Asenkron motora bir kademe dirençle yol verme
16. Rotoru sargılı Asenkron motoru iki yönde çalıştırma
17. Termistör ve Faz Koruma Röleli Yıldız-Üçgen yol verme
18. Trafik lambası otomatik kumanda devresi
19. Üç fazlı yıldız bağlı asenkron motorun bir fazlı çalıştırılması
20. Yıldız-Üçgen yol verilen üç fazlı asenkron motorlarda kompanzasyon uygulaması
21. Yıldız-Üçgen yol verme ve devir yönü değiştirme
kaynak:kontrolkalemi
Pilsiz uzaktan kumanda
Trafikten Elektrik Elde Edilir mi?
Akaryakıt ile çalışıp hava kirliliğine sebep olan motorlu kara taşıtlarının elektrik üretebileceğini hiç düşündünüz mü? Terry Kenney düşünmüş ve sekiz yıllık bir çalışmanın sonucunda bunu başarmış. “Dragon Power Station” adını verdiği sistemi ABD’de kullanılmaya başlanmış bile. Her gün 2500 kamyonun geçtiği, California Oakland Liman Yolu’na yerleştirilen mekanizma, Günde 500 – 7000 kw/s arası, 1750 evin ihtiyacı karşılayacak kadar elektrik üretiyor.
Sistem Nasıl Çalışıyor: Hidrolik tanklar asfalt içine gömülüyor. Üzerlerinden geçen araçların oluşturduğu basınç, pompalama hareketi ile sisteme bağlı olan kinetik enerji jeneratörünü çalıştırıyor ve elektrik üretimini gerçekleştiriyor.
Benzer sistemler hızla gelişerek yaygınlaşıyor. Hafif araçların geçtiği yollar için sistemin “Güneş enerjisi takviyeli” modeli de kullanılmaya başlanmış. Japonlarda, kinetik enerji jeneratörü ile tren istasyonu turnikelerinden elektrik elde etmişlerdi. Sizce benzer sistemler İstanbul Boğaziçi Köprü Girişlerine kurulabilir mi?
Floresan Lambalar ve Ampuller
Floresan lambalar ilk olarak 1939 yılında, NewYork Dünya Fuarı’nda ‘General Electric’ tarafından sergilendi. Amerikan evlerinin elektrikle aydınlatılmasından yaklaşık 60 sene sonra ortaya çıkan floresan lambanın bilinen ampul ile savaşı günümüze kadar sürdü. Aynı evin içinde banyoda yumuşak ışığı ile floresan galip gelebilirken, yatak odasında mücadeleyi romantik ışığı ile ampul kazandı. Uzun mücadele sonunda zafer floresanın oldu.
Bunun esas sebebi ise evlerdeki tercihin değişmesi değil, elektrik giderlerinin azaltılması gereken yoğun yaşamın olduğu işyerleri ve okullardı. 18 Watt’lık bir floresan lamba, 75 Watt’lık bir ampul kadar ışık verebilir. Yani floresanlar daha az enerji harcayıp, daha çok ışık verirler, yaklaşık yüzde 75 enerji tasarrufu sağlarlar. Piyasa satış fiyatları daha yüksektir ama en az on misli daha uzun ömre sahiptirler.
Işık tek bir noktadan değil de tüpün her tarafından geldiği için daha fazla dağılır. Mavimsi ışıkları daha yumuşaktır ve gözleri yormaz. Floresan lambalarda, elektrik düğmesine basıldığında, transformerden geçen elektrik, tüpün bir ucundaki elektrottan diğerine bir ark oluşturur. Bu arkın enerjisi tüpün içindeki cıvayı buharlaştırır.
Bu buhar elektrik yüklenerek gözle görülmeyen ültraviyole ışınları saçmaya başlar. Bu ışınlar da tüpün iç yüzeyine kaplanmış olan fosfor tozlarına çarparak görülen parlak ışığı oluşturur. Floresan lambalar ilk açılışları sırasında çok elektrik çekerler. Halbuki bu miktarda enerjiyi bir saatlik açık durumda ancak harcarlar.
Ayrıca çok sık açıp kapama ile ömürleri de kısalır. Örneğin tipik bir floresan lamba devamlı açık bırakıldığında 50.000 saat çalışabilir. Üç saatlik aralarla kapanıp açıldığında ömrü 20.000 saate düşer. Sonuç olarak floresan lambaları bir saat sonra açacaksanız hiç kapatmamanız daha ekonomik olabilir.
Normal ampullerde açıp kapamanın ciddi bir etkisi yoktur. Bazı insanların floresan tipi ışıklara duyarlıkları vardır. Aslında ayırt edemeyiz ama floresanın ültraviyole içeren arkı saniyede 120 kez çakar. Işığın bu frekansı bazı insanlarda migren denilen baş ağrıları yaratabilir. Bu titreşimleri lambaya doğrudan baktığınızda göremezsiniz ama gözünüzün köşesinden baktığınızda görebilirsiniz.
Evlerdeki çiçekler genellikle yeşil yapraklı olup, ışığın kırmızı ve mavi kısmını absorbe ederler. Mavi onlar için özellikle önemlidir. Ampul ışığında mavi renk çok azdır. Bu nedenle evdeki çiçekler için floresan lambalar daha faydalıdır.
kaynak:ebilge
Plazma Ekran Nasıl Çalışır?
siyah rengi oluşturur. Plazma panellerde bulunan fosfor kaplı yüzey sayesinde oluşturulan her alt piksel değişik oranlarda aydınlatılarak neredeyse tüm ara renkler gerçeğe yakın tonlarda görüntülenebilir.Devamı
Televizyon nasıl çalışır?
Günümüzde bulunan tüplü televizyonların tamamı CRT(Cathode Ray Tube: Katot Işınlı Tüp) olarak adlandırılan bir teknolojiye sahiptir. Bu ekranlarda görüntü oluşturma sistemi yüzbinlerce ampulün bir araya getirilmesi şeklinde tarif edilebilir. Çünkü CRT ekranların yüzeyi yüzbinlerce küçük noktadan oluşmuştur. Bunlara piksel adı verilir. Piksellerin her biri ayrı şekilde aydınlatıldığından ve her biri farklı renk oluşturabildiğinden, piksellerin belirli bir düzende yanması görüntü oluşumunun kaynağıdır.
CRT ekranlar koni şeklindedir. Koninin dar ve sivri ucunda elektron tabancası bulunur. Koninin genişleyen ağzı dikdörtgen şeklini alır ve bu kısım fosfor tabakasıyla kaplıdır. Anot ve katot olarak adlandırılan terimler elektronikte artı(+) ve eksi(-) kutupları ifade eder. Bir pili örnek alacak olursak, artı uç anot, eksi uç katot olur. CRT ekranlarda katot, elektron tabancası içerisinde ısınmış bir filaman(ince tel) şeklinde yer alır.
Tüpün içi vakum bir ortamıdır yani hava bulunmaz. Katot filamanın ısınmasıyla elektronlar vakum içerisinde serbest olarak hareket edebilecek durumdadırlar ve anot ekran yüzeyiyle olan gerilim farkından dolayı elektronlar ekrana doğru bir ışın demeti halinde odaklatılarak fırlatılırlar. Ekran yüzeyindeki fosfor tabakasına çarpan elektronlar parlayarak pikselleri aydınlatır. Oluşturulan bu ışın demeti etrafında bulunan yatay ve dikey saptırma bobinleri vasıtasıyla ekranın her noktası için renk oluşturulur.Devamı
110V ile 220V Arasındaki Fark
Kullanılan gerilimin düzeyi arttıkça, aynı güç talebine yanıt verebilmek için göze alınması gereken ‘dağıtım kayıpları’ azalır. Fakat buna karşılık, elektrik kullanımına bağlı kazalar sonucunda ölüm olasılığı artar. Dolayısıyla 110 veya 220V tercihi, güvenlik ile ekonomi arasındaki en iyi çözüm arayışından kaynaklanmıştır. ABD’de elektriğin, doğru akım sistemleriyle ilk kullanılmaya başladığı sıralarda, 110V’un daha güvenli olacağı düşünülmüş, daha sonra alternatif akıma geçildiğinde, bu gerilim düzeyi korunmuştur.Avrupa’da ise, ilk kullanım keza 110V’la başlamış olmakla beraber, 220V’la da güvenli bir şekilde çalışılabileceği kanaatine varılınca, bu yüksek gerilim düzeyine geçilmiştir. Altyapıyı bir kere 110V’a göre oluşturduktan sonra değiştirmek, ciddi bir maliyeti gerektirdiği gibi, tek başına yetersizdir de. Çünkü tüm elektrikli alet stoğunun da, yeni gerilim düzeyine uyarlanması gerekir.
110V’un 220V’a göre, güvenlik açısından üstünlüğü vardır. Buna karşılık, düşük gerilim bazı sıkıntılar doğurur.Aynı güçle çalışan iki aygıttan; 110V’luk olanı, 220 V’luk olanına oranla, iki misli akım çekmek zorundadır. Örneğin 1.5kW’lık bir elektrik süpürgesi 220V’ta 6,8 A, 110 V’ta ise 13.5 A kadar akım çeker. Sonuç olarak, düşük gerilim tercihi halinde; kablo kesitlerinin daha kalın olması gerekir ve bir prizden çekilebilecek güç miktarı daha düşüktür. Bu güç düzeyinin aşılması olasılığı; çoğu aygıtın, başlatma sırasında normal çalışma haline göre daha fazla güç çekmesi nedeniyle yüksektir ve güvenlik amacıyla, prizlere giden dağıtım hatlarına ‘devre kesici’lerin konması gerekir. Bu yüzden olsa gerek, devre kesiciler ABD’de, Avrupa’dan çok daha önceleri yaygınlaşmış bulunuyor.
kaynak:biltek.tübitak

